posta ana sayfa ana sayfa ana sayfa iletişim

DÜNYADA, TÜRKİYE’DE VE ANTALYA’DA DÜNDEN BUGÜNE TALASEMİ

Dünyada durum: Talasemi, ilk defa 1925 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Prof. Dr.Thomas B. Cooley tarafından Cooley Anemisi olarak tanımlanmıştır. Tüm dünyada 1950 li yıllardan itibaren Deniz Kansızlığı veya Akdeniz Anemisi anlamına gelen Talasemi olarak bilinmeye başlamıştır.

Talasemi sıtmanın olduğu bölgelerde sıktır, nedeni de talasemi taşıyıcıları sıtmaya karşı dirençlidir. Bu nedenle sağlıklı bireyler sıtma salgınları ile kaybedilir iken taşıyıcılar yaşamış, bu şekilde taşıyıcılık yaygınlaşmıştır. Sıtma bölgeleri olan tropikal ve subtropikal bölgelerden kaçışlar başlamış, göçler nedeni ile dünyanın birçok yerinde önemli halk sağlığı sorunu oluşturmuştur.

En son verilere göre, dünyada 229 ülkenin %60 sında talasemi sorunu vardır. Dünyada 266 milyon taşıyıcı vardır, önlemlere rağmen özellikle nüfusun ve yoksulluğun yoğun olduğu Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde yeni hasta doğumu önlenememektedir, her yıl 300.000 civarında hasta doğmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde önleme ve tedavi programları ulusal sağlık politikasında yerini almıştır. ABD ve Kanada’da 1960 yıllara kadar Yunan ve İtalyan kökenli hastalar, yoğunlukta iken son elli yılda her iki ülkede Asya kökenli hastalar ön plana çıkmıştır. İngiltere’de son yıllarda Kıbrıs orijinli hastaların yerini Pakistan kökenliler almaktadır.

Talasemi Kontrol Programlarına rağmen, başta ABD devletleri olmak üzere tüm dünyada talaseminin profili değişmektedir. Özellikle Uzak Doğu ülkelerindeki göçler ve hızlı nüfus artışı en önemli faktördür.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) desteği ile Talasemi Kontrol Programları, 1970 li yıllarda İtalya , Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs’ta başlamış, on yılda başarılı sonuçlar alınmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde 1980 li yıllarda başlamış, on yılda hasta doğumu sıfırlanmıştır.

Türkiye’de durum: 1950’li yıllarda, Türkiye’de hemoglobinopati ile ilgili ilk çalışmalar Aksoy tarafından başlatılmıştır. 1970’li yıllarda, Çavdar ve Arcasoy tarafından sağlıklı Türk toplumunda talasemi taşıyıcı sıklığı %2.1 bulunmuştur. Talasemi taşıyıcı sayısı 1.500.000 civarında ve hasta sayısı 5000 civarında hesaplanmıştır.

Talasemiyi önlemek için 30.12.1993 tarihinde, 3960 sayılı Kalıtsal Kan Hastalıkları ile Mücadele Kanunu yayınlandıktan sonra Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya, Antakya, Mersin ve Muğla’da talasemi merkezleri kurulmuştur. İlk merkez 1994 yılında tarafımdan Antalya’da kuruldu, diğer üç merkezin de kuruluşunu ve organizasyonunu sağladım.

Bu merkezlerde hastaların tedavileri yanında tarama çalışmalarına da hız verilmiştir. 23.06.2000 tarihinde, Ulusal Talasemi Konseyi (UHK) kurduk. Ulusal Talasemi Konseyini 2005 yılında Talasemi Federasyonuna çevirdik. Beş yıl UHK başkanlığını yaptım, Talasemi Federasyonu kurup sekiz yıl başkanlığını yaptıktan sonra 2013 yılında bu görevi bıraktım.

Sağlık Bakanlığı ve UHK tarafından hazırlanan Kalıtsal Kan Hastalığı Yönetmeliği 24.10.2002 tarihinde yayınlanmıştır ve 08.05.2003 tarihinde, 10. Dünya talasemi Gününde Sağlık Bakanlığının belirlediği 33 ilde Talasemi Önleme Programı başlatılmıştır.

Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan Ulusal Talasemi Önleme Programı sayesinde hastalık %90 önlenmiştir. 2002 yılında hasta sayısı 4500 idi, Yıllık beklenen yeni hasta sayısı 300 civarında idi, talasemi önleme programı olmasaydı , on iki yılda 3600 yeni hasta eklenerek 2013 yılında hasta sayısı 8100 olacaktı. Önleme programı sayesinde, 2013 yılında hasta sayısı 5500 kaldı, 3600 yeni hastanın doğumu önlenmiştir. Bir hastanın yıllık maliyeti 20.000 TL olarak kabul edilirse, Ülkemizin ekonomisine her yıl 72 milyon TL tasarruf sağlanmaktadır.

Antalya’da Durum: Antalya yıllardan beri Talaseminin merkezi olmuştur. Özellikle sıtmadan kaçmak için yaylara göçler yıllardan beri devam etmiştir. Atalarımız bunun için şunu söylemiştir. "Sıtmadan kaçmak için otu saz olan, “kuşu kaz olan yerleden kaçın, otu kekik olan kuşu kekik olan yerlere göçün” demişlerdir. Bu gelenek yıllardan beri yörük geleneği olarak devam etmektedir. Yaptığımız bilimsel çalışmalarda bu göçleri desteklemektedir. Antalya sahil bölgelerinde Talasemi Taşıyıcı sıklığı %10 üzerinde iken, yaylalarda bu oran %3 lere düşmektedir.

Antalya’da ilk bilimsel çalışmalar Ibradı’lı hocamız Prof. Dr. Muzaffer Aksoy tarafından başlatılmıştır. İlk dernek Alanya’lı hocamız Prof. Dr. Hüseyin Sipahioğlu tarafından kurulmuştur. Türkiye’nin İlk Talasemi Merkezi Antalya Devlet Hastanesi bünyesinde başhekim Op. Dr. Hasan Doyduk ve Prof. Dr. Duran Canatan tarafından kurulmuştur.

Antalya’da 1994 yılında hasta sayısı 700 idi, 1994 yılında yeni doğan hasta sayısı yaklaşık 20 civarında iken, 2013 yılında 1-2’ye düşmüştür. Hasta çocuk doğumu %95 azalmıştır. Önlem alınmasaydı 2013 yılında 1100 hasta olacaktı, Antalya’da yirmi yılda 400 yeni hasta doğumu engellenerek, Antalya ekonomisine yıllık 8 milyon TL tasarruf sağlanmaktadır.

Hastalığın önlenmesinde Prof. Dr. Duran Canatan başkanlığında hasta aileleri, iş adamaları ve doktorların bir araya gelmesi kurulan Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfının çalışmaları önemli rol oynamıştır.

Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı, başta talasemi ve hemoglobinopatiler olmak üzere tüm kalıtsal kan hastalıkları ve edinsel kan hastalıkları konularında dünya standartları düzeyinde uygulama, eğitim ve bilimsel araştırmalar yapmak amacı 05.07.1996 tarihinde kurulmuştur.

Vakfımız kuruluşundan beri Antalya ve çevresinde bulunan Radyo ve televizyonlarda, Okullarda, Belediyelerde, Sivil toplum örgütlerinde, köylerde düzenli olarak başta talasemi olmak üzere kalıtsal kan hastalıkları konusunda eğitim ve tarama çalışmalarını sürdürmektedir.

Prof. Dr. Duran Canatan
Çocuk Sağlığı- Kan Hastalıkları ve Genetik Hastalıkları Uzmanı
Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı Başkanı-Antalya
Antalya Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi Müdürü